Ana içeriğe atla

Marsilya: Bir Foça Kolonisi

 

Fransa’nın Akdeniz kıyısında yer alan Marsilya’nın tarihi Anadolu topraklarına uzanıyor. Zira; Marsilya bugün İzmir ili sınırları içerisinde yer alan Foça Antik Kenti’nin bir kolonisi olarak kurulmuştur. 

Foça ve Marsilya'nın coğrafi olarak uzaklığı ilk bakışta buna inanmayı güçleştirebilir. Ancak Foçalılar M.Ö. 600 yıllarında deniz yoluyla bugünkü Marsilya topraklarına ulaşarak “Massalia” ismiyle bu şehri kurmuşlar. 

Foçalılar Marsilya’ya giderken Ege Denizi’ni geçtikten sonra İtalya kıyılarından devam ederek Güney Fransa’ya ulaşmışlardır. Foçalılar tarafından “Massalia” ismiyle kurulan şehir, M.Ö. 49 yılında Sezar tarafından fethedildikten sonra, Romalılar bu şehri “Massilia” olarak adlandırmıştır. 

Marsilya Tarih Müzesi'nde Foçalılar'a ait bilgilere ulaşabilirsiniz. Marsilya Tarih Müzesi, antik limanın üzerine kurulmuş.  Bugün müzenin bahçesinin bulunduğu alan antik çağda şehrin limanıyken zamanla toprakla dolmuş ve denizden uzaklaşmış. Limanın toprakla dolması üzerine M.S. 3. yüzyılda antik liman terk edilmiş. Müzenin bahçesine girdiğinizde doğrudan bu antik limanın üzerinde yürümeye başlıyorsunuz. Burası aynı zamanda antik şehrin ana girişiymiş.

Antik liman 1967 yılında keşfedilmiş. Müzeye girdiğinizde de sizi bu limanda bulunan bir gemi kalıntısı karşılıyor. 

Heredot da uzun deniz yolculuklarına çıkan ilk Yunanlar'ın Foçalılar olduğunu söylemektedir. Heredot'un Tarih isimli kitabından alınan yukarıdaki metnin çevirisi şu şekildedir: "Uzun deniz yolculuğuna çıkan ilk Grekler (Yunanlar) Phokaialılardır; Adriyatik, Etruria, İberia ve Tartessos'u açanlar bunlardır, yuvarlak teknelerle değil, elli kürekli gemilerle giderlerdi."  

Müzede yukarıdaki tabelada yer alan bu bilgi neden İngilizce değil de Fransızca diye sorgulamadan geçemiyorum. Bunu sadece Fransızlar yapıyor, diğer ülkelerde turistlerin de anlayabilmesi için İngilizce çeviri mutlaka oluyor. Dünyaca ünlü Louvre Müzesi'nde bile tüm açıklamalar Fransızca'ydı. Ben Louvre’u 10 yıl önce görmüştüm ama bugün de değişen bir şey olduğunu sanmıyorum. Marsilya Tarih Müzesi'nde bazı İngilizce tabelalar varsa da hepsini çevirmeye üşenmişler sanırım :) Fransızcam çok iyi olmadığından bunları anlamak için çok zorlandım. Fransızlar’ın bu konudaki ısrarını anlamak mümkün değil. 

Görsel: https://www.havatopraksu.org/blog/2018/09/24/uzun-vadeli-plan-korsika-adasi/

Heredot, Anadolu Pers istilasına uğradığında Foçalılar'ın yurtlarını terk ettiklerini yazmıştır. Çünkü Persler tüm Anadolu'yu ele geçirmişti ve onlarla savaşabilecek güçte olmadıklarından kalmak köle olmak demekti; bunu istememişlerdi. 

Heredot, Foçalılar'ın önce bugün Çeşme'nin karşısında yer alan Sakız Adası'na gittiklerini, sonrasında bugün Akdeniz'de Fransa'ya ait bir ada olan Korsika'ya yerleştiklerini, Foçalılar'ın bu göçten 20 yıl önce Korsika'da Alalia isimli bir koloni şehri kurmuş olduklarını, daha sonrasında bazılarının yurt özlemine dayanamayarak Foça'ya geri döndüklerini söylemektedir. Yukarıdaki haritada Marsilya ve Korsika'yı birlikte görebilirsiniz. 

Marsilya'da bulunan tarihi eserleri gezmek için gittiğim bir diğer müze olan Akdeniz Arkeoloji Müzesi'nde ise yalnızca Türkiye, Yunanistan, Kıbrıs, İtalya gibi ülkelerden getirilen eserler ile karşılaştım :) Örneğin, yukarıdaki fotoğrafta yer alan mermer stel bugün Balıkesir'in Erdek ilçesi sınırları içerisinde yer alan Kyzikos Antik Kenti'nden getirilmiştir. 

Vieille Charité'nin birinci katında yer alan Akdeniz Arkeoloji Müzesi çok ilgi çekici değildi. Ancak yine de Vieille Charité'ye gitmelisiniz. Çünkü hem müzenin yer aldığı tarihi binayı gezmiş olursunuz, hem de beni asıl büyüleyen, binanın ikinci katında yer alan, Afrika, Okyanusya, Amerika Yerlileri Sanat Müzesi'ni gezmiş olursunuz. Okyanus ötesi topraklardan getirilen bu eserleri Türkiye'de bir müzede göremeyeceğiniz için, Marsilya'ya gelmişken bu fırsatı kaçırmamalısınız. 


Örneğin yukarıdaki fotoğrafta bulunan, hem görünüşü hem de hikayesiyle tüyler ürperten, Peru (Güney Amerika) Nazca yerlilerine ait bir kupa örneğini ilk kez bu müzede gördüm. Bu kupa gerçek bir insan kafasından yapılmış. Kafatası avcılığı Nazca yerlilerinin geleneklerinden biriymiş ve bu kupaları dini ritüellerde kullanıyorlarmış. 


Marsilya'nın en büyük ve en güzel müzesi ise, MUCEM olarak kısaltılan, Avrupa ve Akdeniz Uygarlıkları Müzesi. Burada Akdeniz çevresindeki birçok medeniyetten izler görebilirsiniz. Örneğin İtalya'da bulunan yukarıdaki eserde yer alan kabartma Ay Tanrıçası Selene'yi tasvir etmektedir. 


Foçalılar'ın bu şehre koloni kurması ve Marsilya'nın 2500 yıldır önemini sürdürmesi deniz ulaşımı açısından önemli bir noktada bulunmasından kaynaklanıyor. Bugün kara ve hava yoluyla da ticaret yapılabiliyor ise de, geçmişte kara yolu ile sınırlı ulaşım haricinde ticaret büyük ölçüde deniz yoluyla yapılıyordu. Akdeniz'e açılan Marsilya limanı antik çağdan bugüne önemli bir ticaret limanı olma vasfını sürdürüyor. 


Marsilya’nın Akdeniz kıyısında olması Akdeniz’in karşı kıyısındaki Kuzey Afrika ülkeleri ile sürekli etkileşimde olması sonucunu doğurmuş. Bugün de Marsilya’da çok fazla Afrika kökenli insan yaşıyor. Elbette bunda Fransa'nın zamanında bu ülkeleri sömürgeleştirmesinin de etkisi büyük. 

Marsilya'ya giderken, beraber seyahat ettiğim arkadaşım da kadın olduğundan, güvenlik konusunda çok uyarıldık. Aynı uyarıları Barselona'ya giderken de aldım. Ama inanın İstanbul birçok Avrupa şehrinden daha tehlikeli. Nasıl ki İstanbul'da belli bölgelere gitmemeyi ya da geç saatlerde ıssız yerlerden geçmemeyi tercih ediyorsam yurt dışında da ne zaman nerede olduğuma dikkat ediyorum. Gece hayatım zaten yok, gündüz müze gezip akşam otelime çekiliyorum, bu kadar basit. 

Yorumlar

Yorum Gönder