Ana içeriğe atla

Antik Çağ'dan Günümüze Kıbrıs'ın Tarihi

 

Kıbrıs için "yavru vatan" desek de Kıbrıs'ın tarihinin yeterince bilinmediğini düşünüyorum. Bu nedenle bu yazıda antik çağlardan günümüze Kıbrıs'ta neler yaşandığını özetleyeceğim. Uzun süredir yazılarımda antik kentlere yoğunlaşsam da bu kez yazının devamında antik çağın dışına çıkacağız. 

Kronolojik sırayla ilerleyeceğimiz için ilk olarak Salamis Antik Kenti ile başlıyoruz. Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz Salamis, Kıbrıs'ın doğusunda, Gazimağusa şehri yakınlarında bulunuyor. 


Salamis deniz kıyısına kurulmuş bir kent. Kuruluşuna ilişkin olarak Troya Savaşı ile ilgili bir efsane bulunmaktadır. 

Efsaneye göre; bu kenti Atina yakınlarındaki Salamis Adası kralı Telemos'un oğlu Teukros kurmuştur. Kral Telemos, Troya Savaşı esnasında kardeşi Aias'ın intiharını engelleyemediği gerekçesiyle Teukros'u memleketinden kovmuştur. Teukros da Kıbrıs'a gelerek Salamis Antik Kenti'ni kurmuştur. 


Salamis'te ne yazık ki hiçbir bilgilendirme tabelası yok. Bu nedenle gezerek bilgi edinmeniz mümkün değil, gördüklerinizin ne anlama geldiğini kendiniz araştırmanız gerekiyor.


Salamis'te en dikkat çekici yer, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz Büyük Hamam Kompleksi. 


Buradaki mozaik döşemeler de oldukça dikkat çekici.


Salamis'te ayrıca Roma İmparatorluğu döneminden kalan 15.000 kişi kapasiteli oldukça büyük bir antik tiyatro da bulunuyor. Salamis Antik Kenti birçok deprem geçirmiş olsa da antik tiyatro büyük ölçüde korunmuş durumda. 


Kıbrıs, M.Ö. 58 yılında Roma İmparatorluğu'nun hakimiyetine girmiştir. M.S. 395 yılında Roma'nın Batı ve Doğu olarak ayrılması üzerinde Doğu Roma İmparatorluğu (Bizans) sınırları içerisinde kalmıştır.


Kıbrıs'ta Bizans İmparatorluğu Dönemi'nden kalan birçok eser bulunmaktadır. Girne Kalesi içerisinde yer alan St. George Kilisesi bu eserlerden biridir. 12. yüzyılda inşa edilmiş olan bu kiliseyi yukarıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. 


Yine, Bizans İmparatorluğu döneminde inşa edilen Girne Kalesi çok büyük ve muhteşem bir yapı. Girne'de hemen limanın kenarında bulunuyor. Kalenin içerisinde iki tane de müze bulunuyor. 


Emeviler ve Abbasiler döneminde işgale uğrayan Kıbrıs, 1191 yılında İngiltere Kralı 1. Richard tarafından ele geçirilmiştir. Bu tarih itibariyle Kıbrıs'taki Bizans İmparatorluğu hakimiyeti tamamen sona ermiştir. Sonrasında 1. Richard Kıbrıs'ı Guy de Lusingan'a satmıştır. Fransız asıllı Lüzinyan Hanedanlığı Kıbrıs'ın geçmişinde önemli bir yere sahipir. Girne Kalesi'ne Lüzinyanlar döneminde eklemeler yapılmıştır. 


Gazimağusa'da bulunan Aziz Nikolas Katedrali 14. yüzyılda Lüzinyanlar Dönemi'nde gotik mimari ile inşa edilmiştir. Lüzinyanlar'ın Fransız asıllı bir hanedanlık olduğunu belirtmiştim; bu katedral de tam anlamıyla orta çağ Fransız mimarisini yansıtıyor. 


Aziz Nikolas Katedrali, 1571 yılında Kıbrıs'ın Osmanlılar tarafından fethedilmesinin ardından cami olarak kullanılmaya başlanmıştır. Bugünkü adı Lala Mustafa Paşa Camii'dir.


Lüzinyan Hanedanlığı 1489 yılına kadar Kıbrıs'taki hakimiyetini sürdürmüştür. 1489 yılında Kıbrıs Venedikliler'in hakimiyetine geçmiştir. Venediklikler'den kalan en önemli yapılardan biri Gazimağusa'da bulunan Venedik Sarayı'dır. Venedikliler yönetimi ele geçirdiğinde Fransız mimarisi yerini İtalyan mimarisine bırakmıştır. Yani Kıbrıs'ta hem ortaçağ hem de rönesans dönemi Avrupa mimarisinden örnekler görebiliyorsunuz. 


Gazimağusa'nın surları da oldukça görkemli ve hala çok büyük bir kısmı ayakta. Surlar daha öncesinde inşa edilmiş ise de Venedikliler tarafından güçlendirilmiş genişletilmiştir. 


Kıbrıs,  1571 yılında Yavuz Sultan Selim tarafından fethedilerek Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına dahil edilmiştir. İşte Türkler ile Kıbrıs'ın ilişkisi bu tarihte başlamaktadır. Kıbrıs 1571 yılından 1878 yılına kadar yaklaşık 300 yıl Osmanlı idaresinde kalmıştır. Osmanlı İmparatorluğu döneminde inşa edilen önemli yapılardan biri Lefkoşa'da bulunan, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz Büyük Han'dır.


Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemlerindeki en yıkıcı savaşlardan biri 93 Harbi olarak bilinen 1877-1878 Osmanlı Rus Savaşı'dır. Bu savaşın ardından İngiltere, Rus tehdidine karşı Osmanlı'nın yanında olacağı taahhüdünü vererek bunun karşılığında Kıbrıs'ın idaresini ele geçirmiştir. 

Esasen, bu anlaşmayı yapan padişah 2. Abdülhamit adanın İngiltere'ye kiralanması amaçlamış ve İngiltere belirli bir bedel ödemek şartıyla Kıbrıs'ta hakimiyet kurmuştur. Ancak 1. Dünya Savaşı sırasında Osmanlı'nın İttifak Devletleri yanında savaşa katılması üzerine İngiltere Kıbrıs'ı topraklarına dahil ettiğini açıklamıştır. Zaten İngilizler 1878 yılında adaya Britanya bayrağını çekmiş ve fiilen egemenliği kurmuş durumdaydılar. Yukarıdaki fotoğrafta 1878 yılında Kıbrıs'a Britanya bayrağı çekilen anı tasvir eden resmi görebilirsiniz.

Kıbrıs 1960 yılına kadar İngiltere'nin kolonisi olarak kalmıştır. Yani Osmanlı'nın Kıbrıs'ı 1878 yılında 2. Abdülhamit devrinde kaybettiğini ve bu tarihten sonra 80 yıl boyunca Kıbrıs'ta Türk egemenliğinin olmadığını söyleyebiliriz. Yine, Rumlar'ın 1191 yılında Kıbrıs'ı kaybettiğini ve bu tarihten sonra Kıbrıs Cumhuriyeti kurulana kadar yaklaşık 800 yıl boyunca Kıbrıs'ta Rum egemenliğinin olmadığını söyleyebiliriz. 

(Görsel: https://tr.wikipedia.org/wiki/1955-1959_K%C4%B1br%C4%B1s_olaylar%C4%B1#/media/Dosya:Street_riot_in_Nicosia_1956.jpg)

Kıbrıs'ın İngiltere idaresinde olduğu dönemde Rumlar birçok kez ayaklanarak adanın Yunanistan'la birleşmesini istemiştir. 1931 yılından beri bu taleplerini sürdüren Rumlar, 1955 yılında EOKA adlı bir silahlı örgüt kurarak İngiltere'ye karşı ayaklanmışlardır. Daha sonrasında Kıbrıslı Türkler'e saldırmaya başlamışlardır. 

Görsel: https://www.avim.org.tr/tr/Analiz/MULGA-KIBRIS-CUMHURIYETI-NIN-60-INCI-YILDONUMU

1959 yılında Kıbrıs'ın durumunu belirlemek adına İsviçre Antlaşması'nı imzalanmış, 1960 yılında Kıbrıs İngiltere'nin idaresinden çıkarak bağımsız bir devlet haline gelmiştir. Bu antlaşma Rum Halkını temsilen Başpiskopos Makarios ve Türk temsilcisi Fazıl Küçük tarafından imzalanmıştır. Yukarıdaki fotoğraf bu antlaşmanın imzalandığı anı göstermektedir. 

(Görsel: https://www.istdergi.com/tarih-belge/kibris-baris-harekatinin-50-yili)

Kıbrıs Cumhuriyeti adında kurulan bu devlet ilk etapta Türkler'in ve Rumlar'ın ortaklığında kurulmuştur. 1974 yılında Rumlar Yunanistan'ın desteğiyle darbe yaparak yönetime el koymuştur. Bunun üzerine 1974 yılında Bülent Ecevit'in başbakanlığı döneminde Kıbrıs Barış Harekatı düzenlenmiştir. 

1983 yılında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti kurulmuş, kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş olmuştur. Ancak bu devlet uluslararası alanda tanınmamaktadır. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ni tanıyan tek ülke Türkiye'dir. Bugün hala Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, Kıbrıs Cumhuriyeti'nin işgal altında olan toprağı olarak görülmektedir. Kıbrıs'ta "Republic of Cyprus" yani Kıbrıs Cumhuriyeti adı altında tek bir devlet olduğu kabul edilmektedir. 


Kıbrıs'taki meşhur "Kapalı Maraş"ın hikayesi de 1974'te yaşanan olaylarla bağlantılıdır. Kıbrıs Barış Harekatı sonrasında Türk Silahlı Kuvvetleri Maraş'ı ele geçirmiş ve Kıbrıslı Rumlar Maraş'ı terk etmiştir. Sonrasında Maraş askeri yasak bölge ilan edilmiş ve kapalı kalmıştır. 


Uzun yıllar hiç kimsenin yaşamadığı, hayalet şehir olarak anılan Maraş 2020 yılından bu yana turistik amaçla ziyaret edilebilmektedir. 


Geçmişte Akdeniz'in Las Vegas'ı olarak anılan Maraş'ın bir zamanlar çok ihtişamlı olan binaları ve sokakları artık harabeye dönmüş durumdadır. 


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti olan Lefkoşa sınırda yer aldığından burada Rum tarafına geçişin sağlandığı sınır kapıları bulunmaktadır. Kıbrıslı Türkler ve Rumlar kimliklerini göstererek bu kapılardan diğer tarafa geçebiliyor. Ancak Türkiye Cumhuriyeti Vatandaşları'nın bu sınır kapısından geçebilmesi biraz zor. 

Bunun için Güney Kıbrıs'tan vize alınması gerekiyor, Schengen vizesi ile geçiş yapılamıyor. Ancak Güney Kıbrıs'ın Türkiye'de başkonsolosluğu veya büyükelçiliği bulunmadığından bu vizeyi almak için Yunanistan'daki Kıbrıs Cumhuriyeti temsilciliklerine başvurmak gerekiyor. Tabii ki Yunanistan'a girebilmek için de öncelikle Schengen vizesi almanız gerekiyor.


Bu yazı ile size Kıbrıs'ın tarihini özetleyerek anlatmaya çalıştım. Gördüğünüz üzere, Kıbrıs "lüks otellerden ibaret bir tatil beldesi" olarak düşünülse de aslında bundan çok daha fazlası var. 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Antik Yunan

Efes Antik Kenti Antik Yunan medeniyeti her zaman ilgimi çekmiştir. Benim için bu ilgiyi doruğa ulaştıran ve bu eserlerin peşinden şehir şehir gezmeme neden olan şey yıllar önce Efes Antik Kenti'ni görmek oldu. Bu nedenle benim için Efes'in yeri ayrıdır. Efes Antik Kenti İzmir'in Selçuk ilçesinde yer almaktadır. Oldukça geniş bir alana yayılmış olan Efes Antik Kenti tiyatro, tapınaklar ve diğer eserler ile muhteşem bir görsel şölendir. Görkemli bir geçmişi olan Efes, bu toprakların Roma İmparatorluğu tarafından fethedilmesinin ardından, Asya eyaletinin başkenti olmuştur. Efes'te inşa edilen Artemis Tapınağı dünyanın yedi harikasından biri olarak kabul edilmektedir. İngilizler tarafından götürülen Artemis Tapınağı'nın parçaları British Museum'da sergilenmekte   olduğundan, tapınağın bulunduğu yerde birkaç sütundan başka bir şey görmeniz mümkün değildir. Yukarıdaki Antik Yunan haritasından da göreceğiniz üzere, Efes dışında daha başka birço

Salvador Dali'nin Evrenine Yolculuk

Salvador Dali yaşamı ve yapıtlarıyla beni kendisine hayran bırakan bir sanatçı. Bu nedenle onun doğduğu şehre gidip, onun kurduğu müzeyi görmek istedim. Salvador Dali, İspanya'nın Katalonya bölgesinde yer alan Figueres şehrinden. Dali Müzesi de yine bu şehirde bulunuyor. Figueres'e Barselona'dan trenle 1,5 saatte ulaşılabiliyor. Bu yaz Barselona'ya gittiğimde, oradan Figueres'e geçerek Dali'nin yaşadığı diyarı ve müzesindeki eserleri görme fırsatı buldum. Dali'nin müzesine doğru yürürken karşıma çıkan küçük bir meydanda buna rastladım, Dali! Müze girişine uzanan merdivenlerdeyim. Figueres çok büyük bir yer olmadığından yürüyerek müzeye ulaşmam zor olmadı.  Karşınızda Dali müzesi. Bu bina eskiden tiyatro binası olarak kullanılıyormuş. Bu dönemde Dali ilk sergisini yine bu binada açmış ve o zaman henüz 14 yaşındaymış. 1930'lu yıllarda İspanya iç savaşı sırasında harap hale gelen bu bina 1960'lı yıllarda belediye ta

Laodikya Kilisesi ve Roma İmparatorluğu'nda Hristiyanlık

Bir önceki yazıda Denizli'de bulunan Laodikya Antik Kenti'nden bahsetmiş ve Roma İmparatorluğu döneminden kalan eserleri anlatmıştım. Laodikya Antik Kenti'ndeki yerleşim Roma İmparatorluğu'nda Hristiyanlığın yayılmasından sonraki dönemde de devam ettiğinden bu antik kentin bir de kilisesi bulunuyor. Bu dönemde yapılan ilk kiliselerden biri olan Laodikya Kilisesi'ni anlatacağım bu yazıda Roma İmparatorluğu ve Hristiyanlığın ilişkisinden de bahsedeceğim.   Bildiğiniz üzere; Antik Yunan devletlerinde ve devamındaki Roma İmparatorluğu'nda çok tanrılı bir din anlayışı mevcuttu. Bizim Yunan Mitolojisi olarak adlandırdığımız yapı aslında o dönemdeki inanç sistemini oluşturuyordu. Dolayısıyla, Yunan ve Roma döneminden kalan antik kentlerdeki kutsal mekanlar Zeus, Apollon, Artemis gibi tanrı ve tanrıçalara adanan tapınaklardır.  Laodikya Antik Kenti'nde de, bir önceki yazımda bahsettiğim, Apollon, Artemis ve Afrodit'e adanan, yukarıdaki fotoğrafta yer alan tapına

Romalılar ve Anadolu

Roma İmparatorluğu tarihteki en büyük imparatorluklardan biri olmasına rağmen ülkemizdeki tarih derslerinde bu imparatorluğa çok fazla yer verilmez.  Roma İmparatorluğu'nun En Geniş Sınırları Üstelik, yukarıdaki haritada görüleceği üzere, bugünkü Türkiye topraklarının tamamı bir zamanlar Roma İmparatorluğu'nun bir parçası olmasına rağmen. Sezar Roma İmparatorluğu denilince akla gelen ilk kişi Sezar ise de, Sezar Roma İmparatoru değildir. Sezar, Roma İmparatorluğu'nun hemen öncesinde, Roma Cumhuriyeti'nde başa geçmiştir. Ancak devleti diktatörlüğe sürüklediği iddiasıyla evlat edinmiş olduğu Brutus'ün önderliğinde suikaste uğrayarak M.Ö. 44'te hayatını kaybetmiştir. Augustus Sezar'ın hayatını kaybetmesinin ardından, Marcus Antonius, Marcus Aemilius Lepidus ve Augustus üçlü bir ittifak oluşturarak yönetimi paylaşmışlardır. Bu geçiş döneminin ardından, Sezar'ın yeğeni ve evlatlığı olan Augustus yönetimi ele geçirmiş ve ülkeyi b

Sagalassos Antik Kenti&Antoninler Çeşmesi

  Geçen hafta paylaştığım yazıda bahsettiğim üzere, bu yazımda Sagalassos Antik Kenti'ni anlatacağım. Elbette, 1.700 metre yükseklikte yer alan ve çok geniş bir alana yayılan bu büyüleyici yerde geçirdiğim 3,5 saati her detayıyla anlatmam mümkün değil.  Sagalassos Burdur'un Ağlasun ilçesinde yer alıyor. Ağlasun adı da Sagalassos'un zaman içerisinde türetilmesi ile verilen bir isim. Antik kent yüksek bir dağın yamacında kurulu iken, Selçuklular Anadolu'ya geldiklerinde antik kentin aşağısında yer alan ovaya, bugünkü Ağlasun ilçesine yerleşmişlerdir.  Sagalassos Antik Kenti, bir Anadolu halkı olan Luviler tarafından kurulmuş ve M.Ö. 333 yılında Büyük İskender tarafından fethedilmiştir. M.Ö. 25 yılında ise Roma İmparatorluğu topraklarına katılmıştır. Burada bulunan yapıların çoğu Roma dönemine aittir. Sagalassos Antik Kenti 2009 yılında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne alınmıştır.  Sagalassos, Roma İmparatoru Hadrian döneminde Roma İmaparatorluğu'nun Pisidia e