Ana içeriğe atla

Priene Antik Kenti

Priene Antik Kenti, Aydın ilinin Söke ilçesinde yer alan Samsun (Mykale) Dağı eteklerinde yeşillikler içerisindeki 40 hektarlık bir alana yayılan, Helenistik Dönem'den kalan tiyatrosu, devasa Athena Tapınağı ile harika bir antik kent. Ancak çok fazla bilinmiyor. Miletos Antik Kenti'ne yakın olmasına rağmen onun kadar fazla ziyaretçi çekmiyor. 


Priene Antik Kenti İyonlar tarafından kurulmuş; tarihi çok eski, M.Ö. 7. yüzyıla dayanan bulgular var. Ancak Helenistik Dönem'de Mykale Dağı'nın eteklerinde yeniden inşa edildiği için bugün gördüğünüz kalıntıların tarihi en geç bu döneme dayanıyor. 


Priene Antik Kenti'nin girişindeki bu merdivenleri çıkarken harika bir yere geldiğinizi hissetmeye başlıyorsunuz. 


Priene'nin kent planı antik dünyanın meşhur mimar/şehir plancısı Miletoslu Hippodamos tarafından yapılmıştır. Hippodamos, günümüzde de hala uygulanan, birbirini dik kesen sokaklardan oluşan şehirler planlamıştır. Bu nedenle bu uygulama onun adına ithafen "hippodamik plan" olarak adlandırılmakta olup "ızgara plan" olarak da bilinmektedir.


Tarihi taş sokakların ve hemen altındaki kanalizasyon sisteminin hala mevcut olması inanılmaz. Düşünün ki bu şehir 2400 yıllık!

Anadolu Roma İmparatorluğu hakimiyetine girdikten sonra burada mevcut olan şehirler, tiyatroları da dahil olmak üzere yenilenmiştir. Bu nedenle gördüğünüz antik tiyatrolar genelde Roma Dönemi'ne aittir. Ancak Priene'nin antik tiyatrosu Romalılar'ın gelişinden ortalama 200 yıl önceye, yani Helenistik Dönem'e ait. Bu haliyle çok özel bir örnek. 

Bu tiyatronun ön sıralarında yer alan, soylular için yapılan aslan ayaklı protokol koltukları hemen dikkat çekmektedir. 


Bu koltuklardan birine oturmadan dönemezdim :) 


Tiyatronun sahne binasının kalıntıları da bir zamanlar burada harika bir yapı olduğunu gösteriyor. 


Yukarıdaki fotoğrafta, sahne binası ve oturma sıralarının geçmişte nasıl göründüğüne dair bir izlenim edinebilirsiniz. 


Sahne binasının hemen arka kısmında ise M.S. 6. yüzyılda inşa edilen bazilikanın kalıntıları yer alıyor. Bu bazilika antik dönem yapılarına ait taşlarla, yani devşirme malzemeyle inşa edildiğinden kalıntılar da kent dokusuyla uyumlu. 


Özellikle yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz vaaz kürsüsüne hayran kaldım. 


Priene Antik Kenti'ndeki Athena Tapınağı ise olağanüstü bir yapı. Çok az bir bölümü ayakta olmasına rağmen, devasa sütunları ve 37,15 m2x19,50 m2 ölçülerindeki tabanı ile geçmişte ne kadar büyük ve ihtişamlı olduğu çok net anlaşılıyor. Bir zamanlar burada 17 sütun yer alıyorken şimdi yalnızca 5 tanesi ayakta. 


Tapınağın devasa sütunları parçalara ayrılmış ve etrafa dağılmış vaziyette. 


Tapınağın zemininde ise sütunların birleşim noktalarını görmektesiniz. 


Athena Tapınağı'nın hemen karşısında koskoca bir ova bulunuyor. Ancak, antik dönemde, Priene inşa edildiğinde burası denizdi! Büyük Menderes'in taşıdığı alüvyonlarla liman dolmuş ve Priene kıyıdan içeride kalmıştır. Günümüzde Priene Ege Denizi'nden 15 km içeride yer alıyor. Priene'nin yakınlarındaki Miletos da aynı kaderi paylaşmıştır. Antik Dönem'de liman şehirleri ticaret sayesinde zenginleşmekteydi. Bu nedenle Priene'nin M.S. 4. yüzyılda limanını tamamen kaybetmesi onun önemini yitirmesine neden olmuştur. 


Tapınağın devamındaki merdivenlerden inildiğinde ise Agora'nın Kuzey Stoası'na ulaşılmaktadır. Antik kentlerin meydanı Agora, burada yer alan her iki yanı sütunlu ve üstü kapalı yollar ise Stoa olarak adlandırılmaktadır.


Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz alınlık bir zamanlar Stoa'nın duvarının en tepesini süslemekteydi. Bugün yerde olsa da antik dönemde 6,5 metre yükseklikte yer almaktaydı. 


Priene Antik Kenti genelde Helenistik Dönem'den kalan tiyatrosu ile anılsa da, göreceğiniz üzere, burada birçok harika yapı bulunuyor ve kesinlikle görülmeye değer. 

Priene'ye gelmişken ortalama 20 dakika mesafede bulunan Miletos Antik Kenti'ni de görmelisiniz. Miletos ile ilgili bilgilere Miletos Antik Kenti isimli yazımdan ulaşabilirsiniz.

Yorumlar

  1. Bülent Arslan13.01.2026 14:09

    Ülkemizdeki antik kentleri böyle senin gibi güzel anlatanlar, orada yaşanmış hikayeleri paylaşanlar o kadar az ki… Zaman, zahmet ve bir bütçe gerekli…
    En önemlisi bunu yapmak için çarpan bir kalp gerekli… Senin o antik kentlerden bizlere bilgi aktarıyor olman o dönemi yaşamış olan halkın ve yukarıda koltuğuna oturduğun soyluların seninle şimdi gurur duyduğuna inanıyorum. Özellikle o koltuğun sahibi olan soylunun :)))
    “Erken gelmişiz dünyaya, keşke 2000’li yaşasaydım” diyordur kendi kendine😅😂

    YanıtlaSil

Yorum Gönder