Ana içeriğe atla

Batum&Tiflis

Son yıllarda vize süreçlerinde yaşanan sorunlar nedeniyle yurt dışına çıkmak isteyen birçok kişi Gürcistan’ı rotasına eklemeye başladı. Gürcistan’a gitmek için vize gerekmediği gibi pasaport da gerekmiyor, kimlik kartınızla giriş yapabiliyorsunuz. Ben de bu yazıda Gürcistan’ın başkenti Tiflis ve ikinci büyük şehri Batum’dan bahsedeceğim. 

Batum Türkiye sınırında olduğundan Karadeniz Bölgesi’ne seyahat edenler için Artvin’den çok kolay geçilebilecek bir rota. Aynı zamanda, Gürcistan’a bağlı özerk bir ülke olan Acaristan Özerk Cumhuriyeti’nin başkenti olan Batum, Karadeniz kıyısında küçük bir şehir. 

Doğu Karadeniz'deki illerimiz ile aynı coğrafyada yer almasına rağmen, sınırı geçer geçmez düzenli ve bakımlı bir şehirle karşılaşıyorsunuz. Üstelik Gürcistan zengin bir ülke de değil. Demek ki düzgün bir şehir oluşturmaya ne para ne de coğrafya engel değil.

Batum’da şehrin çehresini değiştirmek için inanılmaz bir çaba gördüm. Şehir merkezindeki hemen hemen her binanın önünde bir iskele kurulu ve binaların dış cephesi tarihi bir üslupla yenileniyor. Bu nedenle geçtiğimiz yıl Batum’a gittiğimde kaldırımlardan yürümek neredeyse imkansızdı. Ancak uzun vadeli bir kazanım için böyle ciddi boyutta bir işe girişmelerini takdir ettim. 

Batum çok küçük bir yer ve sadece yürüyerek bir günde şehri gezebiliyorsunuz. İklimi Doğu Karadeniz iklimi ile aynı olduğundan bir günde üç mevsim yaşadık, sürekli değişen Karadeniz havası nedeniyle Mayıs ayında bile çok üşüdük, yürüyecekseniz ona göre hazırlıklı olmanız gerekiyor.

Batum 1545 yılında Osmanlılar tarafından fethedilmiş, ardından kısa bir dönem yeniden Gürcüler’in hakimiyetinde kaldıktan sonra, 17. yüzyılın sonunda tekrar Osmanlı toprağı haline gelerek Osmanlı’nın Lazistan Sancağı’nın başkenti olmuş. 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı sonunda imzalanan Ayastefanos Antlaşması ile Osmanlı Batum’u kaybetmiş. 

Batum’daki tek cami 1886 yılında inşa edilen ve günümüzde hala ibadete açık olan Orta Cami. 

Batum’da en çok keyif aldığım yer, Batumi Boulevard olarak adlandırılan, Batum sahilindeki park oldu. Batumi Boulevard, 1881 yılında Alman Alexander Ressler tarafından tasarlanan, onun 1884 yılında ölümünün ardından 1885-1889 yılları arasında Ressler’in planı doğrultusunda Fransız Michel d’Alphonse tarafından hayata geçirilen büyük ve bakımlı bir yeşil alan. Michel d’Alphonse’ın mükemmel bir peyzaj ile oluşturduğu bu güzel parkın bugün hala özenle korunuyor olması da takdir edilmesi gereken bir durum. 

Batum’un turistik noktalarından biri Batum sahilindeki Ali ve Nino heykeli. Bu heykel, Müslüman bir Azeri genci Ali ile Hristiyan bir Gürcü kızı Nino'nun aşk hikayesini temsil ediyor. 

Batum’u gördükten sonra ertesi gün trenle Tiflis’e geçtik, bu yolculuk 5 saat sürdü. Bu güzel coğrafyada trenle yolculuk yapmak çok keyifliydi. 

Tiflis’e gitmeden önce turistik yerleri araştırdığınızda karşınıza birçok rota çıktığını göreceksiniz. Fotoğraflarını gördüğünüzde eski eser gibi görünen kiliseler, heykeller ve bazı yapıların aslında çok yakın tarihte yapıldığını öğrendiğinizde çok şaşıracaksınız. Tiflis bir turizm şehri haline getirilmek için suni bir tarihi görüntü yaratılmış. Bunu görünce ülkemizin tarihi eserler açısından ne kadar zengin olduğunu ama bunların tanıtılması konusunda yetersiz kaldığımızı bir kez daha anladım.

Örneğin Tiflis'te turistlerin en sevdiği noktalardan olan astronomik saat bunlardan biri. Prag'daki meşhur tarihi astronomik saate benzeyen bu saat kulesi 2010 yılında inşa edilmiş. Yine, burada da Prag'daki gibi belli bir saatte kukla gösterisi gerçekleşiyor. Saat 19:00’daki  kukla gösterisi öncesinde tüm turistler astronomik saatin çevresine toplanmış oluyor. Prag'daki daha güzeldi diyebilmek için bu şovu ben de izledim :)

Tiflis’in suni tarihi çehresi bana çok özel bir anlam ifade etmedi. Ancak Tiflis'teki Gürcistan Milli Botanik Bahçesi’ne bayıldım. Buraya yarım gün ayırmanızı tavsiye ederim.  

Eskiden Gürcü kraliyet ailesine ait olan Botanik Bahçesi, Narikala Kalesi’nin eteklerinde yer alıyor. İsminin bahçe olduğuna bakmayın, burası saatlerce yürüyüş yapabileceğiniz, içerisinde özel ağaç ve bitkilerin yer aldığı, özenle oluşturulmuş harika bir peyzaja sahip 128 hektarlık mini bir orman. 

Buraya ulaşmak için önce şehir merkezinden kaleye çıkan teleferiği kullanıp sonrasında meşhur Gürcü Ana Heykeli’nin yanından yürüyerek Botanik Bahçesi’ni gezmeye başlayabilirsiniz. Bu arada, Gürcü Ana Heykeli'nin de tarihi bir eser olmadığını söylemeliyim :)

Tiflis’te görülmesi gereken yerlerden biri de Gürcistan Kronoloji Abidesi. Burası şehir dışında olduğundan, burayı görmek için araç veya toplu taşıma gerekiyor. Yapımına 1985 yılında başlanan ve yüksek bir tepenin üzerine inşa edilen bu devasa abide, Gürcü tarihini simgeleyen kabartmalarla dolu ve oldukça etkileyici. Bizim talihsizliğimiz, buraya aşırı rüzgarlı bir günde gitmek oldu. O kadar ki, fotoğraf çektirmek için sırt çantamı yere koyduğumda rüzgar çantayı yerde sürüklüyordu. 

Kronoloji Abidesi'ndeki kabartmalarda anlatılan hikayeler saymakla bitmez, çünkü burası oldukça büyük bir alan. Bu kabartmalardan büyük bir bölümü din ile ilgili. Yukarıdaki fotoğrafta Adem ve Havva'yı temsil eden kabartmayı görmektesiniz. Abide'de hiçbir açıklama olmadığından ve bu alandaki tasvirlere ilişkin bir broşür vs dağıtılmadığından, anlatılan hikayeyi bilmeden neyi temsil ettiğini anlamanız zor. 

Tiflis’te, Cuma Cami isimli, 18. yüzyılın başında inşa edilen ve hala ibadete açık olan bir cami bulunuyor. Orta Camii Tiflis'in tek camisi. 

Tiflis’te müze gezmek için vaktiniz olursa Tiflis Tarih Müzesi’ni gezmenizi tavsiye ederim. Burada bulunan tarihi kıyafetler, objeler ve eşyalar sizi Gürcü kültürünün somut izleriyle buluşturmuş olacak.


Tiflis'te kaldığımız otelin adı David Hotel-Ethno Style. Burası şehir merkezine yakın ve fiyatları makul. Ben bu oteli nostaljik ve otantik dizaynını sevdiğim için tercih ettim. Odalarda ve otelin her yerinde eski obje ve fotoğraflar var. 

Gürcistan'ın en ünlü yemeklerinden biri "hinkali" adı verilen Gürcü mantısı. Gelmişken deneyebilirsiniz ama emin olun bizim mantımızla yarışması mümkün değil :)

Bir başka ünlü Gürcü yemeği ise "haçapuri" isimli Gürcü pidesi. Bol peynir dolgulu ve bol terayağlı bu pide oldukça ağır ama tadı güzel. 

Gürcistan eskiden Türkler için ekonomik bir yurt dışı seyahati fırsatı sunuyordu. Ancak Türk Lirası son yıllarda o kadar çok değer kaybetti ki, bir zamanlar bizlere ucuz gelen Gürcistan ve Bulgaristan gibi ülkeler bile pahalı olmaya başladı. Ben geçen yıl Gürcistan’a gittiğimde Leva, Türk Lirası’nın 17 katıydı. Yine de her halükarda Euro'dan daha uygun olması ve vize gerektirmemesi nedeniyle birkaç günlük yurt dışı seyahati için Batum ve Tiflis'i değerlendirebilirsiniz.

Yorumlar