Efes Antik Kenti benim arkeoloji maceramın başladığı yer. Çocukluğumdan beri tarihi çok severdim ancak özel olarak arkeolojiye yönelmem 15 yıl önce Efes Antik Kenti'ni ziyaret etmem ile başladı. Geçtiğimiz yıl yıllar sonra yeniden Efes'e gittim.
Efes Antik Kenti, İzmir'in Selçuk ilçesindedir. Uluslararası bir üne sahip olan Efes, Türkiye'nin en çok ziyaret edilen antik kentidir.
Efes'teki ilk kazılar 1863 yılında İngiliz Turtle Wood tarafından yapılmıştır. Asıl amacı antik dünyanın yedi harikasından biri olan Artemis Tapınağı'nı ortaya çıkarmaktır. Bu kazılar Osmanlı'nın izniyle yapılmıştır; Osmanlı, bulunan eserlerin bir kısmını kendilerine vermesi karşılığında bu izni vermiştir. 1895 yılında ise Avusturyalılar yine Osmanlı'nın izniyle kazılara başlamıştır.
Efes ilk kurulduğunda bir liman kenti olduğundan ticaret sayesinde çok zengin bir kent olmuştur. Liman, Küçük Menderes Irmağı'nın denize döküldüğü körfezin kıyısında yer almaktadır. Yüzyıllar içerisinde Küçük Menderes'in taşıdığı alüvyonların limanı doldurması nedeniyle Efes kıyıdan oldukça içeride kalmıştır. Bu aslında Ege'deki liman kentlerinin ortak kaderidir. Menderes Irmağı geçmişte verimli tarım arazileri yaratması ve kentin su ihtiyacını karşılaması sayesinde Efes'in kalkınmasında büyük rol oynamış ise de; yüzyıllar içerisinde limanı doldurarak trajik bir şekilde kentin sonunu getiren de o olmuştur.
Efes'in en meşhur yapısı şüphesiz ki Celsus Kütüphanesi'dir. Celsus Kütüphanesi aslında bir anıt mezardır. M.S. 117 yılında, Efes merkezli Asya eyaletinin valisi Gaius Julius Celsus Polemaeanus anısına, oğlu Gaius Julius Aqulia tarafından yaptırılmıştır. Celsus'un mezarı kütüphanenin altında bir lahit içerisinde yer almaktadır.
Celsus Kütüphanesi geçmişte büyük depremler nedeniyle yıkılmış durumdayken Avusturya Arkeoloji Enstitüsü tarafından restore edilerek bugünkü muhteşem görünümüne kavuşturulmuştur.
Restorasyon öncesi halini yukarıdaki fotoğrafta görebilirsiniz. Görüleceği üzere çok büyük bir emekle adeta yeniden inşa edilmiştir.
Fakat bu emeğin bedeli ağır olmuş; zira Celsus Kütüphanesi'nin ön cephesini süsleyen heykellerin asılları Avusturya'ya götürülmüş ve buraya replikaları yerleştirilmiştir.
Celsus Kütüphanesi'nin ön yüzündeki dört kadın heykelinin her biri bir değeri temsil etmektedir. Bunlar; sophia (bilgelik), arete (erdem), ennoia (muhakeme), episteme (bilgi)dir. Yukarıdaki fotoğrafta "bilgi"yi temsil eden heykelin önünde duruyorum.
Celsus Kütüphanesi'nin hemen yanında tüm heybetiyle Aşağı Agora'nın Güney Kapısı yer almaktadır.
Celsus Kütüphanesi'nden yukarıya doğru uzanan Kuretler Caddesi şehrin ana caddesidir. Bu büyük cadde üzerinde birçok yapı yer almaktadır. Kuretler Caddesi adını "kuret" denilen Artemis rahiplerinden almaktadır.
Kuretler Caddesi'nin iki tarafında sütunlar bulunmaktadır.
Yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz Nike (Zafer Tanrıçası) kabartması da bir zamanlar Kuretler Caddesi üzerindeki sütunların üzerini süslüyordu.
Bu cadde üzerindeki yapılardan biri de Hadrian Tapınağı'dır. Roma İmparatoru Hadrian anısına yaptırılmıştır. Tapınağın üzerindeki frizde Efes'in Androklos tarafından kuruluşu tasvir edilmiştir.
Yunan Mitolojisi'nde Efes'in Atina Kralı Kodros'un oğlu Androklos tarafından kurulduğu anlatılmaktadır. Tarihsel veriler de M.Ö. 1100 yılı civarında Yunan ana karasından Batı Anadolu'ya göçler olduğunu ortaya çıkarmaktadır. İonlar'ın göçünden önce bu bölgede eski bir Anadolu uygarlığı olan Luviler tarafından kurulan Arzawa Krallığı yer almaktaydı. Bu krallığın başkenti Apasa olarak adlandırılmaktaydı. Arzawa Krallığı'nın Deniz Kavimleri'nin saldırıları ile yıkıldığı düşünülmektedir.
M.Ö. 6. yüzyılda gerçekleşen Pers istilası sonrasında tüm Anadolu gibi Persler'in egemenliği altına giren Efes, M.Ö. 334 yılında Büyük İskender tarafından fethedilmiştir. Büyük İskender'in komutanlarından Lysimakhos Efes'i bugünkü yerinde yeniden inşa ettirmiştir.
İlerleyen dönemde Efes, Çanakkale Boğazı'ndan Likya'ya uzanan Batı Anadolu topraklarına hakim olan Bergama Krallığı'nın bir parçası haline gelmiştir. Bergama Kralı III. Attalos'un ölümünün ardından Bergama Krallığı topraklarının Roma İmparatorluğu'na katılmasını vasiyet etmesinin ardından, M.Ö. 133 yılında Efes Roma İmparatorluğu'nun bir parçası haline gelmiştir. Roma İmparatorluğu'nun Anadolu'daki ilk toprağı olan Batı Anadolu Roma'nın Asya eyaletini oluşturmuştur. Efes ise bu eyaletin başkenti ilan edilmiştir.
Bergama Krallığı'nın başkenti Pergamon (Bergama) olmasına rağmen, Roma'nın bu topraklara hakimiyeti sonrasında oluşturulan Asya eyaletinin başkenti olarak Efes seçilmiştir. Bu seçimde, Efes'in bir liman kenti olmasının etkisi büyüktür. Eyalet başkenti olması Efes'in önemini arttırmıştır. Özellikle M.S. 1. yüzyıl ve M.S. 4. yüzyıl arasındaki dönem Efes'in en parlak dönemidir. Efes'in çoğu önemli yapısı bu dönemde inşa edilmiştir.
Kuretler Caddesi üzerinde yer alan Yamaç Evler ise bir zamanlar zengin Efesliler'in yaşadığı konutlardır. Bülbül Dağı'nın yamacına inşa edilmiş olduklarından günümüzde Yamaç Evler olarak adlandırılmaktadır.
Bazı duvarlarda ise mermer kaplamalar görülmektedir.
Merkezi ısıtma sisteminin kullanıldığı bu evlerin duvarlarının içinden geçen boruları yukarıdaki fotoğrafta görebilirsiniz.
Efes'in tiyatrosu, 24 bin kişilik kapasitesiyle antik dünyanın en büyük tiyatrosudur. Tiyatro Helenistik Dönem'de inşa edilmiş, Roma Dönemi'nde yenilenmiş ve büyütülmüştür.
Bu tiyatroda gladyatör dövüşleri de yapılmıştır.
Efes Antik Kenti'nde Romalılar'a özgü bir halka açık tuvalet yapısı olan Latrina'yı da görebilirsiniz. Latrina Romalılar için bir sosyalleşme alanıydı. Şimdi bize çok tuhaf gelse de, o dönemde yaşayan insanlar burada yan yana oturup bir yandan doğal ihtiyaçlarını giderirken bir yandan da uzun sohbetler ediyorlarmış.
Efesliler Tanrıça Artemis'e tapınıyordu. Artemis onlar için çok kutsaldı, şehrin koruyucusuydu, bereketi ve doğurganlığı temsil ediyordu. Artemis, Yunan Mitolojisi'nde avcılık, vahşi doğa ve ay tanrıçasıdır. Zeus ve Leto'nun kızı, Apollon'un ikiz kardeşidir. Okçuluk ve avcılıkta ustadır. Ancak, yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz üzere, Efes Artemisi ok ve yay ile tasvir edilen klasik Tanrıça Artemis tasvirinden farklılık göstermektedir. Efes Artemisi, Anadolu'nun ana tanrıçası Kibele ile daha çok benzerlik göstermektedir. Belki de bu durum Yunan ana karasından gelen halklar ile Anadolu halkları arasındaki bir etkileşimden kaynaklanmaktaydı.
Efesliler çok sevdikleri tanrıçaları için bir tapınak inşa etmişlerdi. Artemis Tapınağı (Artemision) o kadar büyük ve görkemliydi ki, antik dünyanın yedi harikasından biri sayılıyordu. Ancak bu tapınak Efes'in Gotlar tarafından istila edilmesi sırasında, M.S. 264 yılında yağmalanmış ve yerle bir edilmiştir. Artemis Tapınağı'nın yıkılması Efesliler'in Tanrıça Artemis'in yenilmezliğine olan inançlarını da sarsmıştır.
Artık mevcut olmayan bu tapınağın dijital bir canlandırması yukarıdaki fotoğrafta yer almaktadır. Bu görsel Efes Antik Kenti'nin içerisinde yer alan "Dijital Deneyim Müzesi"nden. Efes'i ziyaret ettiğinizde sizi binlerce yıl öncesine ışınlayan bu müzeyi de görmenizi kesinlikle tavsiye ediyorum.



Efes Antik Kenti ile ilgili fotoğraflarla destekli bir çok bilgi edindim. Dünyanın 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağının Efes’te olduğu, diğeri olan Mozele’ninde yaşadığım Bodrum’da olduğunu biliyorum.
YanıtlaSilBodrum mozole’yede bekleriz🏛fotoğraflarınızı isterseniz ben çekerim🥳🙏🏻📸🎞🌊☀️🏝